ODYSSEIA
Homer, İlyada destanında Truva Savaşı'nı anlatır. Tanrıların öfkesi ve fanilerin kahramanlık hikayeleriyle buluşturur okuyucularını. Odessa ise eve dönüş hikayesidir aslında.
Biten savaşın ardından tayfasıyla birlikte evin yolunu tutan Odysseus'un yolculuğu, deniz tanrısı olan Poseidon'un ona olan nefreti yüzünden 10 yıl sürmüştür. Yolculuk boyunca kikloplarla, insan eti yiyen lestrigonlarla çarpışmış; Hades’in ölüler diyarından geçmiş, Sirenler ve Skylla ile karşılaşmıştır. Circe’nin adasında geçirdiği bir yılın ardından açıldığı denizde, kendisine karşılıksız aşk besleyecek ve bu uğurda onu 7 yıl esir tutacak Calypso’nun adasına düşmüştür yolu.
Tehlikeli yaratıklar ve bir o kadar bilinmeyen tehdit oluşturan rotasına rağmen Odysseus yolundan sapmamış, Ithaka’ya, evine dönecek olmanın umuduna tutunmuştur.
Bu ilk koleksiyonumuz bizim için de yeni bir yolculuk, heyecan dolu bir macera!
Konstantin Kafavis’in de dediği gibi:
“hiç aklından çıkarma ithaka'yı.
oraya varmak senin başlıca yazgın.”
AEAEA Sandal Ağacı&Menekşe
Kendi diyarından kovulan yarı tanrıça, büyücü Kirke’nin evi. Bitkisel karışımlarıyla birlikte gerektiğinde şifa, gerektiğinde ise kendisine koruma kalkanı iksirler hazırlamıştır.
Homer Aeaea'yı mera, yoğun meşe ve kayın ormanlık karışımıyla kaplı olarak tanımlar. Adada denizin her noktadan görülebilmesini sağlayan yüksek tepeler veya kayalıkların olduğu anlatılır.
OGYGIA Sedir Ağacı&Karanfil
Ogygia, her şeyden önce Calypso'nun krallığıdır. Homeros'un destanında Calypso adayı işgal eder; ona güç ve anlam verir.
Homer, Ogygia’yı şu şekilde tarif etmektedir:
“...Adaya sedir ve ardıç kokusu hakimdi. Mağarayı her yandan gür yeşil bir orman sarmış; kızılağaç, kavak ve hoş kokulu serviler üzerinde uzun kanatlı kuşlar, baykuşlar, ve hep denize açılmayı düşünen geveze deniz kuzgunlar yuva yapmaya yapmışlardı…”
ITHAKA Yasemin&Gül
Yaklaşık 20 yılın ardından evine, adasına dönen Odysseus neredeyse hiçbir şeyin bıraktığı gibi olmadığını gördüğünde maceranın bitmediğini anlamıştır. Yolculuklar hiçbir zaman sona ermemekte, sadece bir başka yola evrilmektedir.
Ithaka zeytin ağaçlarıyla bezeli, dalgalanan ormanlarla kaplı ve uzaktan göze çarpan bir ada olarak betimlenmektedir.
“...Engebeli bir arazi, at sürmek için fazla sıkışık, geniş olmaktan uzak olsa da, fakir sayılmaz.
Bol miktarda ekmek için tahıl, şarap için üzüm var,
Yağmurlar hiç dinmez. Araziler keçi ve sığırlar için idealdir.
Keresteler üzerinde meskenler bulunmakta ve yıl boyunca dere yataklarında su akmaktadır... -Athena, Ithaka hakkında